Bazı sonların geleceğini biliriz. Daha da fenası; o sonun ne getireceğini, kapımızı neyle çalacağını da… Hatta bazı vedaları daha çok küçükken zihnimizde tasarlamaya başlarız; bilinçli düşlerimizde sahneyi tekrar tekrar oynatır, beğenmezsek yeniden kurgularız. Daha acıklısını, daha detaylısını biçeriz kendi içimizde. Ancak o an gerçekten gelip çattığında, ne yapacağımızı yine de bilemeyiz.
Georgi Gospodinov’un ‘Bahçıvan ve Ölüm’ eserini okuduğum o iki gün boyunca, kulağıma sürekli aynı cümle fısıldandı: “Korkacak bir şey yok.”